Sunday, November 08, 2009
Tatil planlarına başlayın !

Mika Tur ve Tatilbudur.com 'un ortaklarından Derya Bülent Kuş yaptığı açıklamada, 2010 yılı için büyük bir kampanya dönemi ile erken rezervasyon dönemine başladıklarını ve bu erken girilen 1.erken rezervasyon dönemini tatilcilerin çok iyi takip etmeleri gerektiğini çünki, gerçektende bu indirimlerin ileriki dönemlerde bir daha bu indirim oranları ile olamayacağını vede bu indirim oranlarınında sınırlı sayıda odalar için olduğunu belirtti.
2009 yılı tatili için en çok tercih edilen bölgeleri tercih sırasına göre sayarsak Antalya, Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Ayvalık, Çeşme ve Didim bölgeleri tercih edildiğini bildirdi.
Derya Bülent Kuş, 2009'da da geçen yıllarda olduğu gibi misafirlerinin tercihlerinin 5 yıldızlı oteller olduğunu belirterek, bu taleplerin belli bir kısmının ise daha uygun fiyatlı 5 yıldızlı otellerde yoğunluk kazandığını belirtti. Genel olarak bakınca 5 yıldız tercihinde değişiklik olmadı, ancak uygun fiyatlı 5 yıldızlı oteller daha fazla rağbet gördü” şeklinde konuştu.
Türkiye'de tatile giden belirli bir kitle bulunduğunu ve bu kitlenin krizden çok fazla etkilenmediğini ifade eden kuş, şunları kaydetti:
“Tatile yine gidiliyor, hatta geçen yıla göre artış da var. Biz şirket olarak geçen yıla göre çok büyüdük, ancak bu büyüme sektörün tamamına yayılmadı. Sektör, 2008 yılına yakın rakamlarda kalırken, bizim şirketimiz ile tatile gidenlerin sayısında her yıl olduğu gibi, artış oldukça büyük oldu. Bunun sebebini ise şirketimizin yapmış olduğu anket çalışmalarında öncelikle oteller ile yapılan kontratlarımızda misafirlerimiz için çok uygun fiyatlarla anlaşmalar yaparak ve hiçbir firmada bulunmayan çok özel indirimler sunduğumuz için fiyat avantajlarından dolayı bizi tercih ettiklerini öğrendik. Bunun yanı sıra misafirlerimizin bölgedeki aldığı rehberlik hizmetlerinden dolayı memnuniyetleri ve müşteri hizmetlerimizin misafirlerimize rezervasyon yaptırdığı tesis ile ilgili istek ve taleblerine çok hızlı bir şekilde istekleri doğrultusunda çözüm odaklı çalışarak misafirlerimizin mutluluğu için 24 saat hizmet vermeleri şirketimizin misafirlerinin artışında büyük rol oynamıştır.
Tamamen teknoloji odaklı alt yapımızda Türkiye’deki ilkleri başararak ve şirketimizin bünyesinde bulunan bilgi işlem departmanımızın hazırlamış olduğu rezervasyon programımızın kolay kullanımı ile on-line rezervasyonda misafirlerimize çok kolay olarak üç adımda rezervasyonlarını tamamlayabildikleri www.tatilbudur.com sitesi üzerinde çalışan rezervasyon sistemimizinde 2009 yılındaki tatil rezervasyonlarının artışındaki rolü büyük ölçüde önem taşımaktadır.
2010 Erken rezervasyon fırsatlarının bu sene misafirlerimiz için belli bir süre inanılmaz indirim oranları ile çok uygun fiyatlarda başladığını belirten Derya Bülent Kuş, erken rezervasyon döneminde yaptırılan rezervasyonların uygun fiyatlarda olduğunu yurt dışından gelen turistlerin bildiği gibi türk turistlerinde artık, ne kadar erken rezervasyonlarını yaptırırlar ise o kadar ucuz tatile çıkabileceklerini öğrendiklerini ve bu dönemlerdeki rezervasyon sayılarının her sene katlayarak büyüdüğüne de dikkat çekti.
Labels: erken rezervasyon, gezi, tatil, tatilci, turist, turizm
Kara büyü nedir ve çeşitleri nelerdir

Kara büyü “ KÖTÜLÜK” İçin yapılan büyüdür….Kara büyü insanın hayatına sağlığına mal ve mülküne evine-barkına-hayvanlarına yönelmiş olan “BÜYÜDÜR”
Sevişenleri-evli eşleri birbirinden soğutmak ve ayırmak konuşma kabiliyetini cinsi kudreti-uykuyu vs”bağlamak”hısım ve düşman kabül edilen kişiyi hasta etmek.Kara büyü asıl sihir ki bazı kimseler perilerin ve hususiyetle şeytanların yani kafir cinlerin müdahalesiyle bu büyü işlemini yaparlar.Halk arasında bu tarz büyüleri yapanlar hoş karşılanmaz.
Labels: büyü, büyücü, kara büyü, kötülük, sihir
Büyü Nedir ? Nasıl Yapılır
Kadın programlarına, Olacak o kadar skeçlerine, ana haber bültenlerine, sinema filmlerine bir çok kere konu olmuştur büyü…En güzel şekli isede Olacak O kadarda da olan şeklidir.Kocasını bağlamak için hocaya giden kadının durumu hayli bir komikti…Sabahları kadın programlarında isede büyü yüzünden ayrılan çiftleri görebilirsiniz.
Peki büyü nedir ?
Büyünün tarihi bayağı bir geniştir, sadece bizim üfürükçü hocalardan ibaret değildir bu büyücüler.Taaa M.n öncelere dayanır Mısırrlılara kadar…O tarihlerde de insalar bi başkasına zarar verme amaçlı büyüler yaparlardı.Amacı ise zarar vermek, karşıdaki insana istediğini yaptırmak…Ne kadar gerçek tartışılır : )
Büyü Nasıl Yaptırılır ?
Büyü yaptırmak için bir tane Hocaya yada Medyuma ihtiyacınız var.Ne kadar doğru olur bilmiyorum ama tamamen sizin etik anlaşınıza kalmış.
Büyü Nasıl Bozulur ?
Eğer size büyü yapıldığını düşünüyorsanız, bozdukmak için mutlaka internet üzerinden yada komşudan tanıdıklardan araştırma yapmışınızdır.Büyüyü bozdukmak için önünüzde üç tane alternatif bulunuyor bunlar;
* Psikoloja Gitmek
* Hocaya (Üfürükçülere Gitmek)
* Medyumlara gitmek..
Ben sizin yerinizde olsam psikoloja giderdim.Dertlerinizi anlattıkdan sonra kendinizi daha rahat hissedeceksiniz.Eğer Hocaya giderseniz sizden saçma sapan şeyler isteyebilir, taciz etmeye çalışabilir ve paranız gider bolca…Her seferinde yeni birşeyler karşınıza çıkarır, yok kedi büyüsü, şunu al kocanın üzerinden 3 kere geçir sonra 6 kere Süphaneke oku ardından git çay iç gibi istekler duyabilirsiniz.Birde işin psikolojik yanı var tabiki size sende cin, şeytan var gibi sözler söylediği zaman onun etkisinde kalıyorsunuz ve korkmaya başlıyorsunuz, onun sizin üzerinizde bir yönetici etkisi oluyor..Uzak durun böyle şeylerden ….
Medyumlara giderekde Hoca işini biraz daha bilime yatkın şekilde anlatamya çalışan kişileri görebilirsiniz.Kandırılma olasığınız yüksek …Pisayada bir sürü medyum mevcut.İnternet aracılığı ile bir sürü bulabilirsiniz.
Kuranda ise büyünün yeri vardır ve büyü yapmak yasaklanmıştır.Diyelimki var bunu yapan adam şuan çok zengin biri olurdu aklınızı çalıştırın sizin gibi sorunlu insanlarla uğraşmazlardı !
Labels: bilgi, büyü, haber, kara büyü, kehanet, sihir
Sihirbazlar bir insanı nasıl ikiye böler?

Buz kalıpları içinde 3 gün, toprak altında bir hafta, suyun içinde nefes almadan 17 dakika, ve daha neler neler... Azrail'e karşı sürekli zafer kazanan ABD'li illüzyonist David Blaine'in yeni hedefi, 12 gün boyunca bir tabut içinde mezarda yaşamak...
ABD'li sihirbaz Blaine, yeni yılın ilk günlerinde yine ölüme meydan okuyacak. Çılgın adam, bir tabut içinde mezara girecek ve 12 gün boyunca hayatta kalmaya çalışacak. 1999 yılında bir cam tabut içinde mezara giren ve sadece su ile beslenerek rekor kıran ABD'li sihirbaz, bu rekorunu geliştirmekte ısrarlı. Gösterilerini müthiş salonlarda değil de sokak ortasında on binlerce kişinin hayranlık dolu bakışları arasında gerçekleştiren Blaine, "yaşam tarzım" diyor. Kimsenin cesaret edemediğini hayata geçirmekle ünlenen Blaine, "2010 yılına bu müthiş heyecanla başlamak istiyorum. Tam tarih belirlenmedi ama 2010'un ilk günlerinde gerçekleştireceğim denemede, 12 gün mezarda yaşayacağım. Sadece su ile besleneceğim. Yaklaşık 6 aydır bunun için çalışıyorum" ifadelerini kullandı.
Labels: david blaine, haber, heyecan, sihir, sihirbaz
"Şerafettin nine" sirk dünyasında
Şerafettin Gençel, 2003 yılı başında eceliyle öldüğünü söylediği annesinin bankadan 3 ayda bir aldığı emekli maaşını almak için plan yaptı. 78 yaşındaki annesi Ümmühan Gençel'in vefatını ilgili yerlere bildirmeyen oğlu, cesedi bir halıya sardıktan sonra kiracı olarak kaldıkları Vicdaniye Mahallesi Aşık Sokak'taki 73 numaralı müstakil evin bodrumuna gömdü. Planını uygulamaya devam eden Şerafettin Gençel, annesine ait tüm elbiseleri kendine uyarladı. Defalarca üzerinde çalışıp kendini annesine benzetmeye
çalışan şahıs, makyaj malzemeleri kullandıktan sonra annesinin elbiselerini giyerek 2003 Mart ayında ilk defa Ziraat Bankası'na gitti. Ümmühan Gençel'in nüfus cüzdanıyla kendini annesi gibi tanıttığı bankada maaşı çeken şahıs, daha sonraki dönemlerde de aynı şekilde bankadan maaş almaya devam ederken, nihayet durumundan şüphelenen banka güvenlik görevlileri tarafından yakalandı.
"İÇİM RAHAT"
Ölen annesinin yerine geçmesiyle bir anda medya ve ülke gündemine yerleşen Şerafettin Gençel, asayiş haberleriyle ve cezaevine girmesiyle tanınıp ün yaparken, bu tiplemesiyle bazı film, dizi ve skeçlere de konu oldu. Hapis yatıp çıkan ve yargılaması süren Şerafettin Gençel, cezaevinden çıktıktan sonra çalışmak istedi ancak iş bulamadı. Nihayet, yıllar önce arkadaşlarıyla birlikte çeşitli kumpanyalara katılıp gösteri yaptıkları günleri hatırlayan Şerafettin Nine, "eski dost" dediği Carmen Sirki'nin ünlü
siması sihirbaz Zambora'yı buldu. Zambora ile anlaşma yapıp sirk dünyasına katılan Şerafettin Gençel, pek çok yeri gezip özellikle çocukları şovlarıyla eğlendirdiklerini belirterek, "İçim rahat, yaşadıklarımdan hiç pişmanlık duymadım. Aksine ülkeme iyiliğim dokunmuştur" diyerek annesinin kılığında yaptığı işin kendine göre suç olmadığını iddia etti.
"SİHİRBAZ ZAMBORA BENİ SATTI"
Hayatı iniş çıkışlarla dolu olan Şerafettin Gençel, yakalanışı, cezaevi ve cezaevi sonrası geçen süreçte kendisiyle ilgili çok sayıda televizyon programı ve röportajlar yapıldığını, bunlardan ciddi bir kazanç beklentisine girdiğini ancak hepsinin boş bir hayalden ibaret olduğunu gördüğünü anlattı. Yabancısı olmadığı sirk yaşantısı da kısa süren Gençel, şimdi eski dost diye bir araya gelip çalıştığı, birlikte gösterilere çıktığı Zambora'yı arıyor. 6 bin TL alacağı olduğu Carmen Sirki'nin iflas ettiğini,
sihirbaz Zambora'nın da kayıplara karıştığını söyleyen Gençel, sihirbaza meydan okudu. Son dönemde yaşadıklarını İHA muhabirine anlatan Şerafettin Gençel, "Uzun süre şov dünyasındaydım, gösteri dünyasına katıldım. Ekmek parası peşinde koştum. Hayatımızı idame ettirmek zorundayız. Pek piyasada görünmedim, görünmeyi de istemedim. Güzel gösteriler yaptık, gösterilerimizle çocukları çok mutlu ettik. Zaman içinde anlaşmazlıklarımız oldu. Ayrılmak zorunda kaldım. Ben sihirbaz Zambora ile çalışıyordum,
menajerliğini, asistanlığını yapıyordum. 1 yıl onunla çalıştım. O sürede kendisinden alacağım oldu ama alamadık. Kendisini arıyorum, inşallah bir gün denk geleceğiz, alacağımızı da bir şekilde tahsil ederiz herhalde. Bizim ona yaptığımız iyilikleri hatırlarsa alacağımızı hatırlayıp gönderir belki. Sirk dünyası tombaladan çıktı. Zambora'nın o günkü sıkıntıları, yalnız başına kalması. Beraber yola çıktık biz onunla. Ama o sağ olsun bizi uygun zamanda sattı. Bir tek sirk vardı, Carmen Sirki. Büyük bir
çadırımız yoktu, salonlarda gösteri yapıyorduk. Kendisini aradığım halde henüz denk getiremedim. Carmen Sirki'nde ben Zambora'ya asistanlık yapıyordum. Ayrıca iş bağlantılarını yapıyordum, bütün o süreç içinde bağlanan işleri, yapılan gösterilerin organizasyonunu ben yaptım. Ege ve Marmara Bölgesi'ni gezdik. Ayrılışımızdan dolayı devam etmedi, devam etmek istedi, şirketi 1 ay götürebildi, iflas ettiler. Ayrılışım sebebi, Zambora'nın kendi kaprisleridir. Büyük oynayalım istedi, büyük oynamak için
masraflarımızın fazla olması lazım. Gittiğimiz yerlerde istediğimizi bulamadık çünkü büyük yerlerde gösteri yapabilmeniz için kadronuzun geniş olması lazım, takviye sanatçılar almanız lazım. Ama o bunları göremedi. Bizim kadromuzda 12 çeşit gösterimiz vardı, programımız 70 dakika civarı sürüyordu. Ben haftanın 7 günü çalışıyordum, hafta sonları sahneye çıkıyordum, gecem, gündüzüm belli değildi. Benim bugün en azından 6 bin TL civarı alacağım var, bu benim alın terim. Zambora'nın İstanbul'da olduğunu
öğrendim, onu adım adım arıyorum. Benim iyiliklerimi unutmasın. Adam gibi bana bir adım gelsin ben, ona iki adım geleceğim. Eski dostlukları, kötü günleri unutmasın. Benim iyiliklerimi unutmasın. Ağır konuşmaya gerek yok, Zambora borcunu öde, bir fincan kahvenin hatırını unutmayalım. Kaçarak bir yere varılmaz, bana bir merhaba de, telefon aç, işleri hallet, daha fazla rezil rüsva olmayalım" ifadelerini kullandı.
"ŞERAFETTİN NİNE'NİN GETİRİSİ OLMADI"
Şerafettin Gençel, kendisinin yakalanmasıyla birlikte kadın kılığında veya başka kimlik altında bankalardan haksız yere maaş çeken 83 bin kişinin bulunduğunu, bu tespitin, Şerafettin Nine, yani kendisinin sayesinde yapıldığını söyledi. Bunun ona göre suç olmadığını savunan Gençel, "Benim gibi olanların sayısı 83 bini geçmiş. Bu insanlar neden böyle yapıyor? Neden ve niçinleri var. Benim için başkadır, başkalarının yaşadıkları başkadır. Ben sıra dışı olduğumu zannediyorum. Yıllardır benim bu ülkede
çektiğim çileler var, o isyanlarımı bu şekilde dile getirdiğimi zannediyorum. Bazı isyanlar kapalı oluyor, apaçık isyan yapamıyorsunuz. 30 yıla vuran bir ibre bu. Daha derin konuşmak istemiyorum çünkü ister istemez bazı kurumları suçlamak zorunda kalacaksınız o da insanın başına çorap örüyor. Özgürlük deniliyor ama Türkiye'de özgürlük ne kadar var bunu herkes tartışıyor. Ben de beynimde tam özgür olamadığım için konuşmak istemiyorum, konuşmak da gelmiyor içimden. Şerafettin Nine'nin bence bugüne kadar
bir artısı olmadı, getirisi olmadı, giderleri oldu çünkü eskiden iyilik yaptığım insanlar bile sırtını döndüler bana. Herkes kendine göre yorumlasın ama bir açıdan da çok iyi oldu, gerçek dostlarımı tamamını öğrendim. Yanımda durmasalar bile uzaktan uzağa bana her türlü desteği verdiler, onlara tekrar teşekkür ederim. Onlar bir elin parmaklarını geçmez" açıklamasını yaptı.
"LEZİZE NİNE, ŞERAFETTİN NİNE'DİR"
Şerafettin Nine, ünlü oyuncu Oktay Kaynarca'nın başrolünü oynadığı Adanalı dizisindeki 'Lezize Nine' karakterinin kendisinden çalıntı olduğunu, 'Lezize Nine' tiplemesini son derece başarısız ve ahlaksız bulduğunu söyledi. Diziyi yayınlayan kanalın çok önce kendisiyle irtibata geçtiğini, böyle bir dizide Şerafettin Nine'yi oynatmak istediklerini, kendisinin de böyle bir şeyi kabul edebileceğini söylediğini iddia etti.
Şerafettin Nine, "Benden çalıntı yaptılar. ATV'nin Balıkesir bürosunda benden tüyolar almışlardı. 'Böyle bir dizi olacak, seni de bu dizide kullanırız' dediler. Onlara bazı tüyolar verdim. Onlar kendi dizilerini çekmişler, Allah işlerini güçlerini rast getirsin. Zaman zaman ben de seyrediyorum. Banka olayı benimle ilgili bölümler. Ondan sonrasına kendileri istediği gibi karar verirler. Ama en azından bana, 'Böyle bir şey yapıyoruz' diye dönüp gönlümü almaları lazımdı. Resmen çalıntı olduğu belli.
Türkiye'de ve dünyada bunu patlatan benim, diğerleri arkamdan nal toplayarak geldi. Bu olayın kahramanı bendim, bunu değerlendiriyorlar. Bizim yaptığımız bir olaydan para kazanıyorlar. 'Şerafettin Bey böyle yapıyoruz' deyip, 'Bir teşekkür eden ya da bir hediye göndersek' diyen olmadı. Bu yapılan taklit, benden başkası değil, bunun aksini iddia edebilecek varsa hodri meydan. Prosedürü değiştirmişler biraz. Ben annemin maaşını alıyordum, orada ninesinin falan, bir nevi benzetmeleri başka yönlere
çekiyorlar. Benimle konuşsalardı onlara daha güzel tüyolar verirdim. Bende yıllarca yaşanmış espriler vardı. Lezize Nine, nam-ı diğer Şerafettin Nine'dir. Daha sonraki bölümlerde Lezize Nine'nin bazı çekimleri var, benim hoşuma gitmedi. Bende daha ne espriler vardı. Yakıştıramadım ben, pek ahlakıma uymadı. Bana, 'Çok mu ahlaklısın?' diyebilirsiniz. Ben kendime göre çok ahlaklıyım. Herkes kendine göre ahlaklıdır. Banka olayında Lezize Nine Şerafettin Nine'yi taklit etmiştir. Annesinin değil de ninesinin
şekliyle taklit etmiştir, olay budur. Bunun aksini hiç kimse söyleyemez. Ben bunun patentini alsaydım dünyada benden başka hiç kimse bunu yapamazdı" dedi.
Labels: haber, sihir, sihirbaz, sirk
Sunday, May 27, 2007
Chris Angel Food Magic
Labels: chris angel, civciv, gösteri, limon, market, oyunlar, portakal, sihir, sihirbaz, yumurta
Criss Angel Yine Coşmuş
Labels: chris angel, gösteri, iskambil, oyunlar, sanat, sihir, sihirbaz
Criss Angel suda yürüyor
Hotel Havuzunda turistlerin meraklı bakışların altında suyun üzerinde gözleri bağlı olarak batmadan yürüyor.
Labels: gösteri, oyunlar, sanat, sihir, sihirbaz, suda yürüme
David Copperfield Death Saw
Labels: david copperfield, gösteri, sihir, sihirbaz, testere
Muhteşem bir gösteri
Uçma gösterisi,usta sihirbaz hiç bir düzenek olmaksızın adeta kuşlar gibi uçabiliyor.
Labels: david copperfield, gösteri, sihir, sihirbaz, uçma gösterisi
İskambil Kartı Oyunları
Bunu başarmak için önceden işaretlenmiş kartlar ya da sıralanmış deste kullanılmıyorsa yukarıdaki senaryoyu başarmak için mutlaka bir ya da iki el çabukluğunun yapılması gerekir. Burada sorun, izleyicinin sanki serbestçe "herhangi" bir kartı seçtiği hissini yaratan ya da gerçekten de "herhangi" bir kartı seçmesine izin veren bir tekniğin seçilmesindedir. "Yelpaze" oyunu iki temel hileye dayanır. İlkinde, deste bilinen bir sırada önceden dizilmiştir. İkincisinde kart rastgele seçilirken bu kartı daha sonra deşifre edecek bir "anahtar" kartın belirlenmesi yöntemine başvurulur. Hazırlık: Bir çok sihirbaz sıralanmış deste fikrinden, böylesi bir desteyi hazırlamanın uzun süreceği ve zahmetli denemeler yapmak gerekeceği düşüncesiyle uzak durma eğilimindedirler. Aslında böylesi bir desteyi hazırlamak bir kaç dakikada yapılabilecek bir iştir. Oyunun sihri, seçilen kartın bir altındaki ya da bir üstündeki karta bakıldığında hangi kartın seçilmiş olduğunun anlaşılmasına dayanır. Bu etkiyi açıklamak üzere hatırlması kolay bir sıralama verelim: As, Papaz, 2, Kız, 3, Joker, 4, 10, 5, 9, 6, 8, 7. Renkler de her kartta değişir: Sinek As, Karo Papaz, Kupa 2, Maça Kız, Sinek 3, Karo Joker, Kupa 4, Maça 10... Sıralamadan sonra kartlar kutusuna yerleştirilir. Destenin daha "rastgele" sırada görünmesini sağlamak belleğinizin gücüne bağlı olacaktır. Gösteri: Deste kutusundan çıkarılır, gösteri becerinize bağlı olmak kaydıyla, bir kaç kere kesilir ya da "sahte" bir şekilde karıştırılır. Sahte karıştırmada, kartlar sol elde tutulur, sağ elle kartların yarısı alınır ve yukarıdan sol el başparmak tarafından diğer kartların üzerine doğru kartları birbirine karıştırmadan atılır. Yapılması gereken sadece kesme işlemi yapmaktır. Kartların birbirine karışmış izlenimini vermek üzere sol el başparmağı destek alınarak atılan kartların basamak oluşturacak şekilde görünmesi sağlanır. Sonra sağ elle basamaklı görünümdeki kartların üzerine vurularak tüm kartların aynı sıraya gelmesi sağlanır. Bu işlem bir kaç kez tekrarlanabilir. Sonrasında kartlar masaya yelpaze oluşturacak şekilde açılır. İzleyiciden bir kartın seçilmesi istenir. İzleyici istediği kartı seçtikten sonra sihirbaz masadaki kartları toparlar ve kutusuna yerleştirir. Burada iki olay gerçekleşir. İzleyicinin kartı seçtiği yer ortaya çıkar. Çünkü seçilen kartın komşusu az da olsa diğer kartların sırasında olmayacaktır ve çıkan kartın yeri boş olacaktır. İşte bu komşu kart bizim anahtar kartımızdır. Yelpaze kapatılırken ve deste masadan kaldırılırken bu "kesik" noktadan tutulur ve anahtar kartın destenin altına ön yüzünün görülecek şekilde gelmesi sağlanır. Bundan sonra kart kutusu alınır ve deste kutuya yerleştirilir..ken alttaki anahtar karta bir bakış atılır. Bu anda yapacağınız espriler izleyicilerin dikkati dağıtmanıza yardımcı olacaktır. Kutu, aslında tamamlanmış oyunun devamını merakla bekleyen izleyiciye uzatılır. Sıralanmış deste ve anahtar kart izleyicinin "gizlediği" kartı deşifre etmiştir. İzleyiciye son bir kez karta baktıktan sonra kutudaki destenin arasına koyması söylenir. Bu andan sonra yapacağınız "atraksiyon" espri gücünüze kalmıştır. Parmaklarınızı kapatılmış kutuya dokundurup trans haline geçebilirsiniz ya da izleyicinin sürekli olarak seçtiği kartı düşünmesini söyleyebilirsiniz...
Tesadüf
Etki: Sihirbaz ve izleyicisi iki farklı iskambil kağıdı destesinden birer kart seçerler ve ne tesadüftür ki iki kart da birbirinin aynısıdır.
Yöntem: Bu oyunu gerçekleştirmek için sıradan iki desteye ihtiyacınız var.Destelerden birini izleyiciye verin diğeri sizde kalsın. Aynı anda desteleri karıştırın. Desteleri değişin ve tekrar karıştırın. Desteleri tekrar değişin, ancak bu kez desteyi izleyiciye verirken en alttaki karta belli etmeden bakın ve aklınızda tutun. İzleyiciye desteden bir kart seçmesini ve size göstermeden karta bakarak ezberlemesini söyleyin. Sizde destenizden bir kart seçin, ama hatırlamak için bir çaba göstermeyin. Seçilen kartın destenin en üstüne konmasını isteyin. Desteleri bir kez kesin. Şimdi seçilmiş kartlar kendi desteleri içinde kaybolmuştur. Bir kez daha desteleri değiştirin. Herkes elindeki desteyi yelpaze şeklinde masaya açsın ve kendi seçtiği kartı bulsun. Aslında siz biraz önce destenin altında gördüğünüz kartı arayın. İzleyicinin seçtiği kart, sizin gördüğünüz kartın altındaki karttır. Sanki seçmiş olduğunuz kart buymuş gibi alın ve yüzü aşağı bakacak şekilde masaya koyun. İzleyiciden de aynısını yapmasını isteyin. Aynı anda kartları açtığınızda her ikisinin de eşdeğer olduğu görülecektir. Ne tesadüf !..
Yine bildiniz
Etki: İzleyici bu kez de rastgele bir kart seçer ancak sihirbaz seçilen kartı yine bulur.

Yöntem: Yukarıdaki şekilde gösterildiği gibi bir kart destenin altında diğer kartlara bakacak şekilde yerleştirilmelidir. Bunu oyun öncesinde hazırlayabileceğiniz gibi oyun esnasında deste karıştırırken de halledebilirsiniz. Deste sol avucunuzda iken kartların sayılar olan yüzü baş parmağınıza bakacak, kapalı yüzleri diğer dört parmağınıza dokunur şekilde tutun. Karıştırma esnasında diğer dört parmağınızın ucuyla en dıştaki karta bastırırken sağ elinizle geri kalan kağıtları hızla çekin, ters çevirin ve sol elinizdeki kartın üzerine koyun. Bundan sonra kartları her iki elinizde tutarak en alttaki kartın görünmemesini sağlayacak şekilde yelpaze biçiminde açın. İzleyiciden bir kartı seçmesini söyleyin. Karta iyice bakıp ezberlemesini söylediğiniz anda elinizde desteyi ters çevirin. Böylelikle biraz önce hazırladığınız kart en üste gelecek ve aslında sayı bulunan yüzleri üste bakan kağıtları maskeleyecektir. Deste elinizde kalacak şekilde, izleyiciden seçtiği kartı destenin arasına koymasını isteyin. İzleyici kapalı yüzü yukarı olacak şekilde kartı desteye sokacaktır. Destedeki diğer kartların sayı bulunan yüzü tavana bakarken, izleyicinin kartı yere bakacak şekilde yerleştirilmiştir. Desteyi hızla çevirip masa üzerinde yelpaze şeklinde açtığınızda izleyicinin kartı kapalı olan kartların arasından yüzünü gösterecektir. Maskelemede kullandığınız kartın görülmemesine özen gösterin. Böyle bir tehlike görüyorsanız, ellerinizi arkaya götürün ve maske kartını düzeltin.
Labels: gösteri, ipuçları, iskambil, oyunlar, sihir, sihirbaz
Pantolon Cebim Delinmiş
ETKİ: Bozuk para ödünç alınır ve üzerinin işaretlenmesi sağlanır. Delik pantolon cebiniz yüzünden sürekli para kaybettiğinizi söyleyerek işaretli parayı pantolon cebinize atarsınız. "Tüh... Delik bu cebimde değilmiş" diyerek diğer ayağınızı kaldırırsınız ve izleyicinize işaretli parayı uzatırsınız.
YÖNTEM: Fazladan bir bozuk paraya ihtiyacınız var. Bir çok kişi üzerinde bozuk para olabilir. Bozuk para isterken gizli paranıza eşdeğer olanı istemeyi unutmayın. Boş bir anda, bozukluğu gizlice sol ayağınız altına saklayın. Çorabınızı düzeltin örneğin. Sonra, izleyicilerden birinden üzeri işaretlenmiş bozukluğu alın ve sağ pantolon cebinize atıyormuş gibi yapın, bozuk para sağ avucunuzda gizli kalsın. Sağ ayağınızı sanki bozuk paranın deliği bulup aşağıya düşmesini sağlamak istiyormuşsunuz gibi sallayın. Sonra "Tüh... Delik bu cebimde değilmiş" diyerek sol ayağınızı kaldırın. Eğilerek parayı alın ve avucunuzda işaretli para ile yer değiştirin. Bu kadar basit...
Labels: arkadaş meclisi, gösteri, ipuçları, oyunlar, sihir, sihirbaz
Asansör Yüzük
ETKİ: Lastik halka alınır, bir noktasından koparılıp "lastik ip" haline getirilir. İzleyicilerden bir adet nikah yüzüğü alınır ve lastiğe asılır. Yüzük lastik üzerinde yukarı yükselmeye başlar...
GEREÇLER: Fazla kalın olmayan paketleme lastiği ve ödünç alınan nikah yüzüğü.
YÖNTEM: Hile neredeyse kendi kendine çalışır. Aslında sihir lastiğin kendisindedir ama övgüyü siz alırsınız. Lastik halkayı koparın. Şimdi uzun bir lastik ipiniz oldu. Nihak yüzüğünü ödünç alın. Yüzüğü lastik ipe geçirin ve lastiği iyice gerin. Lastiğin önemli bir kısmı sol avucunuzda izleyicilerin görmeyeceği biçimde saklı olmalıdır. Yüzüğü sağ elinize yakın tutun ve ellerinizi lastik ip yatay konuma gelecek şekilde aynı seviyeye getirin. Şimdi sağ elinizi yükselterek yüzüğün sol elinize doğru düşmesini sağlayın. Sol elinize iyice yaklaştığı anda, sol avucunuzda gizlediğiniz lastik bölümünü baş parmak ve işaret parmağınız arasından serbest bırakmaya başlayın. Yüzük yukarı doğru çıkmaya başlayacaktır...Yüzüğü ve bir anı olarak da lastik ipi verin ve alkışlar eşliğinde izleyiciyi selamlayın...
Labels: gösteri, ipuçları, oyunlar, sanat, sihir, sihirbaz
Houdini

Asıl adı Erich Weiss olan ve 1874 yılında Wisconsin'de doğan Houdini, bir süre trapezci olarak çalıştıktan sonra 19.yy'da yaşamış olan Jean Eugene Robert-Houdin adlı ünlü sihirbazın adını aldı. 1894'te Wilhelmina Beatrice Rakner ile evlendi.Bundan sonra karı-koca Harry ve Bessie Houdini'ler adıyla birlikte çalışmaya başladılar. 1899'da bir çeşit "meydan okuma" sanatı gösterilerine başlayan Houdini, seyircilerin gösterdiği kelepçeleri takıyor, deli gömleği giyiyor, bir cezaevi hücresine veya kutu gibi şeylerin içine girip sonra bunların hepsinden kurtulmayı başarıyordu. Hardeen takma adıyla çalışan kardeşi Theodore'da benzer gösteriler yapıyordu. Houdini'nin daha sonraki yıllarda yaptığı gösteriler arasında tepetaklak suya batırılmış işkence hücresinden kurtulmak ve duvardan geçmek gibi oyunlar da vardı. Sessiz filmlerde de oynayan Houdini, yaşlılık yıllarında sahte medyumlarla savaştı, hilelerini açığa vurdu. Ufak bir yara sonucu oluşan bir apandisit yüzünden öldü. Kitaplarını Kongre kütüphanesine, numaralarını yapma hakkını kardeşi Hardeen'e miras bıraktı.
Labels: gösteri, haber, sanat, sihir, sihirbaz
Thursday, November 23, 2006
Sihir yapmak günahmıdır.
Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi büyü yapmak, ve yaptırmak günahtır! Bir insanın kaderini değiştirmek, iradesini elinden almak, kendisine acı çektirmek gerçekten çok büyük bir suç ve günahtır.
Büyünün İyisi Var mıdır?
Bazı kimseler kısmet açmak için veya buna benzer nedenlerle büyü yapmanın sevap olduğunu iddia ederler. Mesela evde kalmış bir kıza büyü sayesinde koca bulmanın iyilik olduğunu söylerler. Bu da yanlış bir düşüncedir. Tanrı, herkesin kaderini ayrı çizmiştir. O isterse evde kalmış kuluna uygun bir eş de verebilir. Böyle bir durumda o genç kızın hayırlı bir eş için dua etmesi daha doğrudur ve aynı zamanda sevaptır. Ama Tanrının işine karışarak, alın yazısıyla oynamak yine onun dualarından, kitaplarından, sıfatlarından yararlanarak, büyü yapmak büyük hatadır
Sihir ve metafizik
Büyücü başkalarının iyiliği veya kötülüğü için uğraşır, sihirbaz sadece kendini ve elde edebileceği aşamaları düşünür.
Büyü ile uğraşan sihir ile uğraşmaz ama, sihir ile uğraşan büyücülüğe rahatça bulaşabilir.
Büyü ve sihir sonuç verirler mi, verebilirler mi? Bu konularda, bu işlemlerde bir sonucu kesin şekilde garanti edebilmek imkansızdır. Kendi yeteneklerinden, bilgisinden, gücünden en emin olan büyücü bile deney yaptığının farkındadır. Büyü bilim değildir, sihir maddi olarak ölçülebilen bilgi değildir. Sihir ve Büyünün temel düşüncesi telkin ve iletişimdir.
Bilimde iletişimdir ama sihir ve büyü başka bir iletişim kurmak niyetindedir: bilimin henüz ulaşamadığı boyutlara ulaşmak, bugün normal ötesi (paranormal) dediğimizi normal hale getirmek, iletişimi evrenselleştirmektir.
21. yüzyılda iken Orta Çağa geri dönecek değiliz; büyü bir aldatmaca, sihir bir hayal olsa bile yine düşündürücü ve incelenecek bir noktada birleşiyorlar; yüzyılları aşan sağlamlıkları. Ama ve acaba onlar mı sağlam, yoksa insanoğlunun iradesi mi zayıftır?
Sihir gerçek bilimdir, en yüce felsefe ve en gizemli olanı, tek bir ifade ile doğa bilimlerinin kusursuzluğu ve gerçekleşmesidir. yazıyordu 16. yüzyılda Cornelius Agrippa Kilise'yi kızdırarak. Ve büyücülük için şunları söylüyordu: Büyücülük bir bağlantıdır, büyücünün ruhundan büyülenenin gözlerinden geçip kalbine ulaşır; büyü ise ruhun aracıdır, yani arı, parlak ve ince bir buhar.
Ama bunlar 16. yüzyıl için geçerliydiler, biz ise aynı ya da benzer şeyleri anlatmak için başka terimler kullanıyoruz; telkin deriz, normal ötesi deriz, duyum ötesive altıncı his deriz, deriz.
Sonuçta terimler değişiyor, gizemler aynı kalıyor..
Müslümanlar açısından sihir ve kehanetin durumu
Peygamberlerin ortaya koyduğu aydınlık yolun ilkelerini özümseyemeyen ve bunu kendi çıkarları ve sahte konumları bakımından tehlikeli gören bir takım insanların öteden beri başvura geldikleri karanlık işlerden biri de sihir ve büyüdür.
Toplumda İslâmî konulardaki temel bilgi ve kültür azalmasına paralel olarak büyücülük, falcılık, astroloji, kahinlik ve medyumluk gibi İslam’ın onaylamadığı bir takım hayali ve karanlık yöntemlere talep artmaktadır. Maalesef bu talep, önemli bir pazar oluşturmakta ve bu pazar, bu tür karanlık işlerden çıkar sağlayanların işini kolaylaştırmaktadır. Halbuki İslam Dini; falcılık, kehanet, sihirbazlık, medyumluk ve benzeri faaliyetleri şiddetle yasaklamıştır. Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:
“…fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı.”[1]
“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.”[2]
“…düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden, …sabah aydınlığının Rabbine sığınırım.”[3]
Değerli Müminler!
Hz. Peygamber sihri en büyük günahlardan saymıştır.[4] Sihri ve sihirle meşgul olanları ve büyücülere başvuranları yeren pek çok Hadis-i şerif bulunmaktadır. Bu hadislerde büyücülere ve medyumlara başvuran kişilerin, Allah’ın yardımından mahrum kalarak başvurdukları yöntemlerle baş başa bırakılacakları anlatılmaktadır. Bu sebeple İslam bilginleri sihir, büyü, kehanet gibi uğraşları şiddetle reddetmişlerdir.
Muhterem Müslümanlar!
İslam’a göre her işin meşru fiziki ve maddi sebeplerine sarılmak gerekmektedir. Dolayısıyla sihir, kehanet, medyumluk ve benzeri uğraşlara itibar edilmez. Müslümanların bunlardan uzak durması ve bunlarla meşgul olanlara ilgi göstermemesi gerekir.
Sihirde: yalan, aldatma, kandırma, göz boyama, saf zihinleri bozma, Allah’tan başkasına bağlanma ve Allah’tan başkasının gaybı bilebileceğini sanma gibi hepsi de İslam’ın temel ilkeleriyle bağdaşmayan birçok olumsuzluk vardır. Bu itibarla sağlam inançlı bir Müslüman, bunlardan uzak durur, inancına gölge düşürebilecek şeylere itibar etmez ve bu karanlık işlerle uğraşanlara prim vermez. Çünkü bunlara itibar etmek , bir cahiliye adetidir.
Değerli Müminler!
Dinimizi doğru ve güzel bir şekilde öğrenmeye çalışmalı ve her işte üzerimize düşenleri yaptıktan sonra yalnızca Allah’a güvenmeli, O’na tevekkül etmeli, İslam’ın aydınlık yoluna ters düşen bütün karanlık faaliyetlerden uzak durmalıdır.
Dr. Ömer MENEKŞE
Din İşl. Yük. Krl. Uzmanı
